Blog

UI Setler ile zaman ve maliyet tasarrufu

Mobil uygulama geliştirirken işe ilk olarak tasarım süreci ile başlarız. Burada eskiden photoshop, sketch, figma gibi vektörel çizim programları ile tasarım yapılıyor (bu tasarım ekran sayısına göre değişmekle birlikte ortalama 1 ay kadar sürebilmektedir) daha sonrada müşteriden onay alınırken geribildirimler ile 15 günde burada revize sırasında vakit kaybına yol açıyordu. Son onay alındıktan sonra tasarım yazılımcıların kulllanabileceği şekilde parçalanarak (her icon, çizim ayrı şekilde çıkartılarak) zeplin , avocode gibi platformlara yüklenip yazılımcılar ile (android, ios) paylaşılıyordu.

Bugün sizlere bu 1.5, 2 ay gibi başlangıçta bizi uğraştıran süreci kısaltmak için ne yapabileceğimizden bahsedeceğim.

Flutter, Android Studio veya Ios-Xcode için hazırlanmış UI Setler içerisinde yüzlerce ekran tasarımı barındırıyor. Hatta birkaç UI Set birden kullanıp her ekran tipi için 10 larca seçeneğe ulaşmak mümkün. Bu ekran örneklerinin rengi, içindeki yerleşimi de kolaylıkla değiştirilebilir durumda. Bu sayede UI yani frontend tasarımını direk uygulama yapar gibi yapmak mümkün. Yani işe hemen girişmek. Eğer müşteri ile beraber çalışma ve seçtirme şansınız var ise örnek ekranlardan bu sayede demo data ile çalışan prototip uygulama hızlı bir şekilde yapabiliyorsunuz. Revizeler uygulama üzerinde canlı canlı yapılıyor ve UX deneyimi rahatlıkla gözlemlenebiliyor. Bu arada bahsetmeyi unuttum UI – User Interface yani Arayüz , UX ise User-Experience yani kullanıcı deneyimi. Photoshop gibi araçlar ile çizim yaptığınızda UX i deneyimlemek oldukça zorken, direk uygulama prototipi yaptığınızda çıkan sonuç gerçek bir uygulama gibi oluyor ve ekranlarda dolaşabiliyor ve uygulamayı deneyimleyebiliyorsunuz.

Şimdi daha çok uzatmadan bazı ekran örneklerini sizler ile paylaşacağım.

UI Set Örneklerini İndirmek İçin Tıklayın

Son olarak bu yukarıda verilen örnek ekranlar daha çoğaltılabilir ama sizlere fikir vermesi açısından yeterli olduklarını düşünüyorum. Bu ekranlar uygulama sahibinin yönlendirmesi ile yazılımcıya değişikliklerde söylenerek yaptırılabilir bu sayede çok ciddi bir zaman ve maliyet tasarrufu yapılmış olur.

Örneğin. Login ekranı 1.4 de gibi olsun renkler logomuza uyumlu olsun.

Sonuçta bu biraz agile çalışma yöntemine benziyor ve işi yapan ile iş sahibi başlangıçtaki bu sıkı çalışmaya gönüllü olmalı. Aksi halde bu süreç tıkanır. Böyle bir durum var ise ve ekran ekran istenen tarif edilemeyecek ise bir ui designer ile uygulama ekranlarını komple tasarlatıp sonra yazılım sürecine geçmek daha sağlıklı olacaktır.

Hepinize sağlıklı ve mutlu günler dilerim.


Mobil Uygulama Geliştirme Kolaylaşıyor Mu?

Daha önceki bir yazımda Flutter dan bahsetmiştim. Son zamanlarda detaylı inceleme ve birkaç uygulama yapma şansım oldu. Oldukça beğendiğimi ve sıkıntı yaşamadığımı ama öğrenim sürecinin eski yöntemler ile native mobil uygulama geliştirenler için çokda kolay olmadığını belirtmek isterim. Genel olarak tüm dünyada Flutter a karşı güven artıyor. Daha önce bu tarz bir güveni ben React Native e karşı hissetmemiştim. Plugin bağımlılığı ve yaşanan sıkıntılar bizi soğutmuştu ve tamamen ios için XCode da Swift dilince ve Android için Android Stuidio da Java veya Kotlin dillerinde yazıyorduk. Uzun zamandır bu şekilde devam ediyor ancak sıkıntımız işin bu şekilde çok zor olmasıydı. Her projede Android ve Ios u baştan yazmak hem kaynak dolayısı ile maliyet hem de uygulamaların farklı ellerden çıkmasında dolayı bazı farklılıklar oluşmasına sebep oluyordu. Şöyle örnek vereyim Android hızlı gidiyorsa Ios onu bekliyor yada özellik olarak biri diğerini geçebiliyordu.

Son zamanlarda tasarım aracı olarak Figma kullanıyoruz. Şimdi size eskiden veri devam eden tasarımdan canlıya alıma kadar süren bu yöntemi kısaca göstereyim.

Eski Yöntem – Android ve Ios Ayrı

Süreci görüyorsunuz. XCode ve Android Studio aşamasında mobil uygulama yazılımına başlandığında uygulamayı yazanlar yan yana dahi otursa sonuçların ne kadar farklı olduğuna defalarca şahit oldum. Ayrıca her mobil uygulama yazılımcısının eski yaptığı işlerden bir kütüphanesi, işi hızlandırmak için bazı ekran tasarımları, kod yapıları olsada her işte sıfırdan ekranlar uygulamada oluşturuluyor ve uygulama mantığı baştan ele alınıyor.

Flutter’da tek bir ortamda Dart dilinde yazıyorsunuz ve çıktı aynı olmakla kalmıyor üstelik Native e derlediği için performans olarakda bu eski yönteme göre bir eksisi olmuyor.

Şimdi gelin yeni yönteme ve sürecin nasıl işlediğine bakalım.

Yeni Yöntem – Flutter – Android Ios Tek Yerde

Görüyorsunuz bu sefer iş direk aslında maliyet olarak yarıya düşmüş gibi görünüyor.

Benim son zamanda gözlemlediğim aslında böyle değil. Bence yarıdan daha fazla kazanç söz konusu.

Flutter da UI hazırlamak bence mesela XCode StoryBoard da yada Android Studio da layout hazırlamaktan daha kolay. Layout larda değişiklik yapmak ve layout ları kod ile birleştirmekdee Flutter da daha kolay. Dolayısı ile şöyle bir hesap yapabiliriz.

Diyelim bir mobil uygulama yazmanız gerekiyor ve hesap yapmaya başladınız. Kapsamlı bir iş diyelim. 1 ayda yani 20 iş gününde anca ekranları hazırlıyorsunuz. 2 ay yani 40 iş günüde yazılım sürecek. Bu Android ve Ios için genelde aynı çıkar.

Sonuçta

Android toplam 60 iş günü
Ios toplam 60 iş günü.

Genel Maliyet buradan hesaplanır ve 120 birim maliyet çıkar.

Flutter da ise bir baktınız aslında ekranlara 20 değil 15 günde hazırlanabilecek gibi ve kod açısından da 40 iş günü değil 35 iş gününde halledebiliyorsunuz. Bunun daha az zaman aldığını Flutter da biraz ilerledikten sonra göreceksiniz. Belki bundan bile daha az zaman alacak ama ben şimdilik bu şekilde yazdım.

Sonuçta Flutter da

Android+Ios toplam 50 günde işi bitirebiliyoruz.

120 günden 50 güne düşürmek hem maliyet hem zaman açısından uygulama geliştirenlere ve girişim amaçlı fikrini hayata geçirmek isteyenlere kolaylık sağlayacak diye düşünüyorum.

Ben standart iş yapan birçok projede bunu artık tavsiye ediyorum. Ancak bazı projeler vardır ki o projeler direk Swift yada Kotlin/Java değil dahada native C de yazmanız gerekir. C. de yazılan kodu derler Swift veya Java dan çağırırsınız. Bu tip çok ileri seviye bazı projelerde Flutter tavsiye etmeyebilirim. Ama uygulamaların %99 u zaten bu tarz uygulamalar değil. Düşünsenize Google ın tüm mobil uygulamaları çok uzun zamandır Flutter da geliştiriliyor. Arayüz ve performans olarak ne kadar iyi sonuçları var hepimiz kullanıyoruz günlük hayatta bu uygulamaları. Örneğin tüm dünyada 50 milyon kullanıcısı olan Alibaba tüm uygulamalarını Flutter’a geçirdi ise bizler, bu dünya devleri bunu tercih ediyorsa, neden bir şans verip Flutter kullanmayalım. Ben denemeler yapmadan yada gerçek uygulamalar geliştirmden böyle önerilerde bulunmam. O yüzden tüm çalışmalarımı yaptıktan sonra sizlere bunları yazmak istedim.


Native ama hızlı mobil uygulama geliştirme(React vs Flutter)

Merhaba,

Hybrid vs Native arasındaki farkları anlatmıştım. Artık hybrid deki kötü performansı kimse istemiyor bunda hemfikir olduğumuzu sanıyorum. Bu yazımı okumayanlar buradan okuyabilir.
https://ferhatbalaban.com/hybrid-vs-native/

Bu yazımda native mobil uygulama yaparken nasıl daha hızlı yaparız konusuna değineceğim.

Biliyorsunuz native app , yada bilmeyenler için kısaca anlatayım 🙂 , android uygulaması android studio da Java yada Kotlin dilleri ile yazılırken, Ios uygulaması ise Xcode da Swift yada Objective-C ile yazılıyor. Son zamanlarda daha çok swift tercih ediliyor.

Tamam bunda bir sorun yok ama bir uygulamayı yazmak için 1 backend, 1 android 1 ios yazılımcısı gerekiyor ve maliyetler artıyor. Teknoloji artık çok hızlı ilerliyor ve her firmanın, her girişimin bir mobil uygulaması olmaya başladı. Bu nedenden herkes bir arayış içinde.

Native performansı olsun, ancak nasıl daha hızlı hem ios hem android için kod geliştirebilirim?

Herkes bu arayış içinde ve maliyetleri azaltırken aynı zamanda daha hızlı uygulamalar çıkarmak peşinde. Bunun içinde karşımıza ortak bir dilde tek yerde kod yazabileceğiniz ama sonuçta kodu android için ayrı ios için ayrı bir native koda dönüştüren 2 platformdan bahsedeceğim. React Native ve Flutter.

React Native, Facebook tarafından başlatılmış bir proje ve 2015 yılında açık kaynak olarak açılarak herkesin kullanımına sunuldu. O günden bu yana birçok kullanıcı kitlesine ulaştı.

Flutter ise 2017 yılında Google tarafından duyruldu ve kullanımı giderek artıyor.

Şimdi bu 2 mobil uygulama platformunun geleceğinden, farklarından ve biz eğer bir ortak dilde yazıp bu işi yapmak istiyorsak hangisini seçmeliyiz bundan bahsedeceğim.

Öncelikle benim görüşüm şu oldu bugüne kadar. Bu tip ortak dilde yazılan ve sonuçta android ve ios uygulama üreten sistemlere ben biraz uzak durdum ve uzaktan izledim. Mesela react native de yazılmış uygulamalar geldi karşıma ve insanların bazı sorunları kolay çözemediğini ve tıkandığını gördüm. Yeri geldiğinde framework yetersiz kalınca gerçek native ile kod yazma ihtiyaçları ortaya çıktığına şahit oldum. Native de bize basit gelen hataların framework ün kendisinin ayrı bir yapısı olduğundan ve iyi bilinmeyince çözülemediğini gördüm. Ancak dert o kadar büyük ki bu arayış devam ediyor ve bunu gören google da kendisi android i desteklemesine rağmen Flutter ı çıkartarak bu derde bir çözüm sunduğunu göstermiş oldu. Çünkü ios içinde google ın hazırladığı birçok mobil uygulama var ve bu dertden tüm dünya gibi onlarda çekiyor.

Programlama dili olarak React Native, javascript dilini kullanırken (tabi kendine ait bir yapısı ve kuralları var yine frameworkün), Flutter ise Dart programlama dilini kullanıyor. Dart yine Google ın 2011 de geliştirdiği bir dil ve kullanımı çok yaygın değil ama javascript oldukça yaygın. Bu açıdan React Native , Flutter a göre biraz daha avantajlı görünüyor. Buradan React Native e +1 veriyorum.
Sonuç: React 1 – Flutter 0

Teknik altyapı olarak React Native js altyapısına dayandığından ve native e çevirirken biraz köprü vazifesi gören bir sistem üstünden çevirim yapıyor ve kötü performans verebiliyor ancak Flutter kendi içinde hemen hemen tüm native kütüphaneleri barındırdığından native sistem ile haberleşmek için ayrı birşeye ihtiyaç duymuyor. Bu konuda Flutter +1
Sonuç: React 1 – Flutter 1

Kurulum konusunda React Native NPM(Node Package Manager) ile daha rahat kurulurken Flutter bu konuda biraz manuel kurulum aşamasında kalmış. En kısa zamanda iyileştireceklerini düşünsemde React Native bu konuda +1
Sonuç: React 2 Flutter 1

Proje Hazırlığı konusunda Flutter hem android hem ios için daha açıklayıcı bilgilere sahip. Mesela React da IOS dökümantasyonu biraz zayıf. Ayrıca Flutter da yer alan flutter doctor her kontrolü yaparak hazır olup olmadığınızı denetliyor. Bu konuda Flutter +1
Sonuç: React 2 – Flutter 2

UI (Arayüz) ve Development API konusunda ise native bileşenlere sorunsuz ulaşmak çok önemli. React native UI bileşenleri ve bazı native erişim API ı sunsada birçok konuda 3rd party yani dışarıdan eklenen plugin lere ihtiyaç duyuyorsunuz. Herkes kendi en iyi plugin ini yapmaya çalışıyor ya da bulmaya çalışıyor. Başkalarının geliştirdiği bu plugin ler hatalı kalabildiği gibi bir süre sonra destek kesilebiliyor ve projeniz de siz bu plugin i geliştirmediğiniz için zor durumda kalıyor. Flutter da ise kendi içinde ihtiyaç duyacağınız hemen hemen herşey var. Bence bu aslında +3 ve bir yazılımcı için en önemli şey. Hatta benim react native e uzak durmamdaki sebeplerden biri bu. Hadi yinede adil olsun diye bu maddeye de Flutter +1 diyelim.
Sonuç: React 2 – Flutter 3

Geliştirme Hızı konusunda yazılımcı js biliyorsa React Native(RN) de hızlı kod geliştirebiliyor. Js bile çok yazılımcı var ama RN için bence js den daha çok kendi kuralları olduğu için RN bilen kişi aranıyor. Js bilmesi avantaj tabi ama kurallar çok iyi öğrenilmesi lazım. Flutter da ise Dart dilinin öğrenilmesi lazım. Çok zor değil ancak çok yaygın değil. Flutter yaygınlaştıkça bu açığı kapatacak görünüyor ancak şu an için RN +1
Sonuç: React 3 – Flutter 3

Destek konusunda React Native daha önce çıktığı ve daha çok kullanıldığı için daha büyük bir kitle tarafından destekleniyor. Bu konuda yine Flutter geriden gelse de açığı kapatması bekleniyor.
RN +1
Sonuç: React 4 – Flutter 3

Test konusunda React Native de birkaç 3rd party çözüm var ancak Flutter bu konuda kendi içinde çok güzel çözümlere sahip. Cihaza aktarmadan uygulamanızı test tool ları üzerinden deneyip test edebiliyorsunuz.
Flutter +1
Sonuç: React 4 – Flutter 4

Yayına alma konusunda React Native de otomatik çözümler yok ancak Flutter CLI ile build (derleme) ve release (yayına alma) işlemleri yapabildiğiniz gibi Fastlane ile otomatik build ayarları yapabiliyorsunuz. Bunun nasıl yapılacağı güzel anlatılmış. React da da fastlane kullanılabilir ama dökümantasyon konusunda zayıf gibi geldi bana. Sonuç olarak bu konuda Flutter +1
Sonuç: React 4 – Flutter 5

Bakım ve Sürekli Geliştirme konusunda React Native de yine detaylı birşey bulamadık ancak Flutter da bu konuda gerekli bilgiler mevcut ve CLI ile yapılabiliyor. Bu sayede hataları giderip kullanıcılar teste açma , geri bildirim alıp tekrar teste gönderme süreçleri daha hızlı ilerliyor.
Flutter +1
Sonuç: React 4 – Flutter 6

Sonuç olarak iki sisteminde kendi artıları eksiler var. Flutter daha avantajlı görünüyor. Bu konuda ona bir şans vermeyi düşünüyorum. Bazı mobil uygulamaları Flutter ile yapıp denemek lazım. Ancak bu tip framework ler sonuçta Google da geliştirse Facebook da geliştirse bir şekilde bir yerlerde tıkanmanıza yol açabiliyor. İçeride React ya da Flutter bilen yazılımcılar olması gerekiyor. Bu konuya eğildiğinizde ve tüm yazılım dilinizi değiştirmeye başladığınızda sonradan sorun yaşarsanız kötü olabiliyor.

Basit ve sıfırdan yapılacak uygulamalarda bu yöntemlere şans verilirken. Kritik uygulamalar bence hala gerçek ait olduğu yerde yazılmalı. Sonuç olarak hiçbir ara framework gerçek native de yazmak gibi olmayacaktır. Orada ne isterseniz yapacağınız kesinken bu ara tek dilde yazalım framework leri hep bir firmaya birilerine ihtiyaç duyacağınız anlamına geliyor. Örneğin facebook kapanır yada React Native i bırakırsa ne olacak? Çok kritik bir app yapıyorsanız sizde mi bırakacaksınız ya da komple sıfırdan mı yazacaksınız. Ya da Google, Flutter a gerektiği önemi vermez ise?

Ancak şu da var. Şans da vermek lazım. Flutter’ın geleceği parlak gözüküyor. Mesela Alibaba flutter a geçmiş ve çok memnunlar bu video yu izleyebilirsiniz.

Karar vermek zor ancak dediğim gibi basit kurgusu olan bazı app ler Flutter ile yapılabilir. Benim düşüncem bu yönde. Neden bilmem ben React Native e zaten ısınamamıştım sorunlarından dolayı. Şimdi daha heyecanlandım Flutter ile.

Alibaba, Flutter ile 50 milyon üzerindeki kullanıcıya uygulama geliştiriyor.


Android Eğitimi

Herkese merhaba,

Yazılım dünyası son senelerde çok hızlı gelişiyor. Burada bu gelişime ayak uydurmak için sürekli yeni çıkan özellikleri ve gelişmeleri takip etmek gerekiyor.

Kariyerine android yazılımcısı olarak devam etmek isteyenler için pratiğe dayalı bir eğitim öneriyorum.

Bir kitap alarak da bu işe başlayabilirsiniz ancak sürekli değişikliklerden dolayı aldığınız kitap güncel olmayabilir. Kitabın hazırlanması, yayına girmesi ve geçen bu sürede çıkan son değişiklikler ile kitabın güncelliğini yitirmesi çok büyük bir olasılık.

Bu yüzden öncelikle izlememiz gereken adımı paylaşıyorum. İyi bir android developer nasıl olunur sizlere yol göstermeye çalışacağım.

1 – Temel seviyede ingilizce bilgisi: Bu neden gerekli şöyle anlatayım. Öncelikle araştırma yaparken okurken içinde olduğumuz dünya tamamen ingilizce. Bu yüzden ingilizce konusunda sıkıntısı olanlar bu noktada biraz zorlanabilirler. Türkçe kitap veya çeviri yaparak bir miktar ilerlenebilir ancak bir noktaya geldiğinizde veya takıldığınızda hemen google a başvurup , şunu nasıl çözerim dediğinizde ve sürekli ingilizce den türkçe ye çeviri yaptığınızda zorlandığınızı da hissedeceksiniz.

2 – Eğitime başlarken temel progamlama bilgisi, hatta java bilgisi olması gerekir.

3 – Eğitimlere başlarken izleyeceğimiz yöntem bu siteyi ve buradaki akışı takip etmek

https://developer.android.com/training/index.html

4 – Bu adımda basit bir android uygulaması yapıp kendinizin ne noktada olduğunu ve ne yapabildiğinizi görmeye çalışın. İlk uygulamanızı çalıştırdıktan sonra geriye 2 yol kalıyor.

5 – a – Eğitimleri kendiniz tamamlayarak belli bir noktaya gelebilir ve kendi uygulamalarınızı yapabilirsiniz.

5 – b – Yaptığınız uygulamaları ve geldiğiniz noktaya benimle paylaşın, sizlere pratiğe dayalı gerçek fikir ve uygulamalar vereyim ve android uzmanı olarak gelişiminize katkı sağlayayım. Yapacağınız pratiğe dayalı bu eğitim sayesinde:

  • Gerçek ve google play store da çalışan bir uygulamanız olacak
  • Reklam geliri elde edebilirsiniz
  • Referans olarak gösterebileceğiniz bir projeniz olacak
  • Seviyeniz belirli bir noktaya gelmiş olacak, iş imkanı ve işe yerleştirme konusunda size destek olabilirim.

PRATİĞE DAYALI BİR ANDROİD EĞİTİMİ ALMAK İSTERSENİZ 4. ADIMA KADAR GELMEYE ÇALIŞIN VE BENİMLE İRTİBATA GEÇİN.

Paralı eğitim vermiyorum. Yapacağınız uygulamada size destek olmaya çalışıyor ve sizi yönlendiriyorum. Sonuçları benimle paylaşmanız durumunda sizleri tanımış, kariyerinizde güzel bir yol çizmeniz için yardımcı olmuş oluyorum. İnsanlara fayda sağlayabilirsen fayda görebilirsin mantığındayım.


Marshmallow’un en iyi özellikleri

Android işletim sisteminin en yeni sürümü olan Marshmallow’un en iyi özellikleri şöyle:

Bildiğiniz gibi mobil cihaz sektöründe çok büyük bir rekabet var. Bu rekabetin içindeki markalar, diğer bütün mobil cihazlardan ziyade akıllı telefonların büyüyen piyasasında lider olmak istiyorlar. Şu an dünya üzerinde en çok kullanılan telefon markası, yani akıllı telefon piyasasının lideri Samsung. Samsung’u çokta geride olmayan Apple izliyor.

Samsung, Sony, LG gibi teknoloji devleri, telefonlarında Android işletim sistemi kullanıyor. Apple ise sadece iPhone’a özel olarak üretilmiş iOS işletim sistemini kullanıyor. Bu nedenle markalar arasında olduğu kadar işletim sistemleri arasında da büyük bir rekabet var. Geçtiğimiz günlerde iOS’un yeni sürümü olan iOS 9, yayınlanmasıyla birlikte kullanıcılarına hata yaşatmıştı. Android’in bugün Nexus cihazlarına gelmesiyle resmi çıkışını yapan Marshmallow, nam-ı diğer Android 6.0, Apple’ın bu hatasını bir kazanca çevirmek peşinde. Son günlerde kendinden oldukça çok söz ettiren Marshmallow’un en iyi özelliklerini sizler için derledik. Bakalım bu yeni sürüm bizlere ne gibi hoş yenilikler getirecek.

Google Now’ın yeni özelliği, başka bir uygulama sırasında kullanılabiliyor olması. Örneğin bir arkadaşınızla mesajlaşıyorsunuz ve size bir film isminden bahsetti. Telefonunuzun “home” tuşuna basılı tutuyorsunuz ve Google Now ekranı otomatik olarak tarıyor. Ekranda bulunun kelimelerin aramasını Google’da gerçekleştiriyor ve filmi bulduğu an IMDB gibi bir siteden açmak için sizden izin istiyor. Bunun gibi hızlıca arama seçeneklerine sahip olan Google Now size o sırada aramak istediğiniz ne varsa leb demeden leblebiyi anlayarak “Buyur abi, merak ettiklerini topladım bak bakalım neymiş” dercesine bize sunacak. Aferin Google Now.

Parmak İzi Okuyucu Sensörü ile Çalışan Uygulamalar
Parmak izi okuyucusu bulunan telefonlar veya uygulamalar yeni çıkmış değil, fakat Android Marshmallow, güvenliği ve gizliliği sağlamak adına bu özelliği şimdiye kadar kullanılandan çok daha fazla kullanmayı hedefliyor. Yani daha iyi bir güvenlik ile gelen Android 6.0’da parmak izi desteği de artacak ve eğer cihazınızda parmak izi okuyucusu varsa daha güvenli bir telefona sahip olmuş olacaksınız.

USB Type-C
Android Marshmallow işletim sistemine sahip olan telefonlar USB-C girişine sahip olacaklar. Bu USB türünün daha dayanıklı ve daha kolay kullanılabilir olduğu belirtiliyor. Sonunda şarj aletleri ters takılmak için zorlanmayacak. Ama yeri gelmişken hemen “Apple yaptı” diye atlayacak olanlara belirtelim. USB-C’nin Apple ile alakası yok, sadece bangır bangır bağırarak ilk kullanan firma oldu. Ama tam zamanında kullandı ki artık neredeyse her cihazda görebiliriz. Tabii yeni çıkacaklarda.

Doze
Bu uygulama Google tarafından Android Marshmallow’a özel olarak geliştirildi ve her cihazda bulunacak. Cihazların pil ömrünü uzatmaya ve kullanılmayan uygulamaların kapatılmasına yarayan Doze, sizin için sizin şarj seviyenizi düşünecek. Nasıl mı?

Şimdi diyelim ki gece bir telefonu şarja takmadan uyuyup kalmışsınız. Sonuç? Sabah büyük ihtimalle kapalı bir telefon oluyor. İşte Android 6.0 ile gelen Doze özelliği ile telefon pasif konumda ise yani uzun süre elinizi sürmemiş iseniz telefon kendi kendine pil tasarrufu moduna geçiyor ve şarjınızın bitmesini engelliyor. Yani %60 şarjda uyumuşsanız sabah kalktığınızda %50lerden fazla bir şarj durumu ile uyanacak ve üzülmeyeceksiniz.

Daha İyi “Kopyala, Kes, Yapıştır” Özellikleri
Android kullanıcıları olarak ekranın kenarında kalan bir kelimeyi kopyalamanın ne kadar zor olduğunu hepimiz biliriz. Android Marshmallow, bu işlevi çok daha kolay halde getirecek birkaç güncellemeyle geliyor. Yani siz bir kelimeyi seçtiğinizde taa yukarıdan kopyalayı aramak yerine seçtiğiniz kelimenin hemen üzerinde çıkacak olan Kes, Kopaya, Yapıştır seçenekleri ile kolayca yazım hataları düzeltmeleri yapabileceksiniz. Ayrıca sanki seçim kısmı da daha kolay gibi, daha önceleri kelime seçmek de biraz zor gibi geliyordu bize.

Chrome Diğer Uygulamalar Açıkken Çalışabiliyor
Google yeni işletim sisteminde, “Chrome Custom Tabs” adlı bir özellikle yüklenmesini beklediğiniz verileri içeren internet sayfalarının kapanmasını engelleyecek ve siz başka uygulamada olsanız da Chrome uygulması izniniz olmadan kapanmayacak. Böylelikle gereksiz veri kullanımı ve hali hazırda kısıtlı olan kotanıza da zeval gelmeyecek. Mis gibi.

Nihayet Uygulama İzin Kontrolü!
İşte Android 6.0’ın belki de en cici özelliği bu. Çünkü Android camiasında örneğin bir oyunun kamera izni istemesi biraz garip kaçabilir. Hele ki kamera ile işi yoksa bi istemsiz “Nabacak la bu benim kamerayı” diye bi sorabilirsiniz. Android 6.0’da bu sorunlar olmaması için uygulamayı ilk yüklediğinizden sonra yapacağınız işlemler için erişim izni isteyecek. Örneğin Twitter’da fotoğraf paylaşmak isterseniz o sırasa size çıkacak bir pop up ile sizin fotoğraflarınıza erişmek için izin isteyecek. Daha sonra ise Uygulama Ayarları kısımından uygulamalarınızın hangi izileri alıp alamayacağına siz karar verebileceksiniz.


Material Design Nedir?

İlk olarak Google I/O 2014’te tanıtılan yenilikçi bir tasarım yaklaşımı ile tüm ürünlerinde tek bir tasarım dilini oturtmak isteyen Google tüm uygulamalarını nu yeni material design tarzına geçirmiş durumda. Material Design, Android’in alıştığımız görüntüsünden büyük bir ayrılışı gösteriyor. Origamiden ilham alan düzen, Microsoft’un Metro temasının daha pastel ve kağıtlaşmış halini andırıyor. Yeni tasarımın çözmek istediği sorunlardan biri, uygulamalar arasında tutarlı bir düzen sunmak amacında. Material Design, Google’ın sözleriyle “bir durumdan diğerine sorunsuz olarak geçmek üzere bir iskelet sunuyor”. Böylece hem arayüz içerisinde daha hızlı dolaşabiliyor, hem de bir öğeye dokunduğunuzda ne olacağını kestirebiliyorsunuz. Material Design, Google’ın tüm mobil uygulamalar, web siteleri ve ürünlerde kullanılması gerekliliğini, bilinen tasarım değerleri ile bilimsel çalışmaları bir araya getiren bir tasarım anlayışı.

Material Design temel olarak iki temel unsur üzerine inşa edilmiştir dersek sanırım çok fazla yanılmamış oluruz. Bunlar Material ve Motion olarak adlandırılabilir.

Material

Material tasarım içerisinde içeriği bizlere sunmaktadır. Tasarımı yapılmış olan arayüz ve yüzey bize içerikle ile ilgili ipucu sağlamaktadır. Gerçek hayatta bir oda içerisinde girdiğimizde, duvarları gördüğümüz için odanın boyutu ile ilgili bilgi sahibi oluruz. Aynı zamanda odanın iç özellikleri ise bize odanın kendisi ile ilgili bilgiler sunar. Örneğin, evimizin mutfağı, banyosundan farklı gözükmektedir. Benzer bir durum Material Design anlayışı içinde geçerlidir. Tasarım ve içeriğin bir araya gelmesiyle birlikte kullanıcıya dijital bir dünya içerisinde anlamlı bir sonuç sunmaktadır. Burada kullanıcı ona arayüz hakkında daha içerik sunulduğu için , arayüz hakkında daha fazla bir bilgiye sahip olacaktır.

Tasarımda kullanılan bir card, bizlere anlamlı bir içerik sunmaktadır. Aynı zamanda bu kullanım Material Design içerisinde genel bir kullanım olarak değerlendirilebilir. Bir card kendi içerisinde doğrudan context sahibi olmasının yanında diğer card’ lar ile de ilişki içerisindedir.

Motion

Material Design anlayışı çerçevesinde düşünüldüğünde Motion kavramı da benzer bir senaryoya sahiptir. Motion, uygulama akışı boyunca kullanıya bir içerik üretmektedir. Özellike bu durum ürün sürekliliği söz konusu olursa ciddi mana da önem arz etmektedir. Şimdi bu senaryo nasıl çalışmaktadır onu anlamaya çalışalım.

Şimdi önünüzde bir dizi karttan oluşan bir içerik olduğunu düşünün. Mesela, home feed olarak isimlendirilebilecek bir yapı olabilir. Siz bu kartlardan herhangi birisinde tıkladığınız durumda, Material Card sadece tek bir kart olarak devamında yer oluşan içeriği kullanıcıya sunmak yerine tam ekran olarak sunmaktadır. Bu durumun kullanıcıya sunduğu en önemli durum ise, kullanıcı davranışına karşı verilen yanıtın tutarlı olmasıdır.

Daha fazlası…

Material kavramını biraz daha inceleyelim. Aslında material design statik tasarım elementlerinizin bir birleşiminden oluşuyor. Şekiller, renk, yazı fontları ve diğer tasarım olarak kullandığınız diğer araçlar.

Renk
Renk seçimi hem tasarımcılar hemde kullanıcılar açısından çok önemli. Piskolojik olarak kullanıcıları etkilediği biliniyor. Renk, tasarımı daha güven verici, ilgi çekici hale getirebikiyor. Material Design içinde birçok renk paletine sahibiz.

material_design_renkler

 

Devam edeceğiz…

 

Kaynaklar

http://code.tutsplus.com/articles/what-you-can-learn-from-googles-material-design–cms-22516
https://www.google.com/design/spec/material-design/introduction.html
http://developer.android.com/design/material/index.html