Nakliye yazılımının sınavı ofiste değil sahada verilir: şoförün telefonunda çeken, internetin koptuğu yerde çalışmaya devam eden ve teslim edildiğinde bunu kanıtlayan bir sistem. Ofis tarafında ise siparişin hangi araçta, hangi saatte ve hangi maliyetle hareket ettiği görünür olmalıdır.
Nakliye ve lojistikte yazılımın işi iki uç arasında köprü kurmaktır: müşterinin verdiği sipariş ile aracın sahada yaptığı iş. Bu köprü kurulmadığında telefon trafiği başlar — "araç nerede", "teslim edildi mi", "evrak geldi mi". İyi bir sistem bu soruların çoğunu telefona gerek kalmadan cevaplar.
Kapsamı filo büyüklüğü, iş tipi (şehir içi dağıtım, şehirler arası, proje nakliye) ve entegrasyon sayısı belirler. Sipariş + sürücü uygulaması + teslim kanıtı ile başlayan bir çekirdek hızlı çıkar; rota optimizasyonu, alt taşıyıcı portalı ve muhasebe entegrasyonu ikinci aşamada eklenir.
Kağıt üzerinde referans değil, çalışan ürünler.
İş amaçlı ve mesai içi takip, usulüne uygun aydınlatma ve sözleşmeyle mümkündür. Sorun çıkaran noktalar: mesai dışı takip, amaç dışı kullanım ve belirsiz saklama süresidir. Bunlar baştan yazılı kuralla ayrılmalı.
Çevrimdışı çalışacak biçimde tasarlanırsa evet. İşlemler cihazda saklanır, bağlantı gelince sırayla gönderilir; çakışma kuralları ve tekrar gönderim engeli baştan kurulmalıdır.
ERP'nin sunduğu API, veritabanı erişimi veya dosya aktarımı imkânına bağlıdır. Sipariş, stok, cari ve fatura alanlarında tek yönlü veya çift yönlü akış kurulabilir; kritik olan hangi sistemin ana veri kaynağı olacağının netleşmesidir.
Araç sayısı ve günlük durak sayısı arttıkça ciddi tasarruf sağlar. Ancak küçük filolarda önce sipariş, durum ve teslim kanıtının düzgün çalışması gerekir; optimizasyon bunun üzerine eklenen ikinci adımdır.
Kapsamı, teknolojiyi ve yol haritasını birlikte netleştirelim; işi net teslimleri olan aşamalara bölelim.